|
GLOKOM
Tedavisi Mümkün olan Bir
Hastalıktır…
Glokom,
göziçi basıncının yükselmesi nedeniyle görme sinirinin giderek
zayıflamasına ve böylece görme kaybına yolaçan ciddi bir
hastalıktır. Birçok glokom çeşidi vardır. Fakat en sık görülen
glokom tipi açık açılı glokomdur.
Özellikle,
kronik açık açılı glokom adı verilen en sık görülen glokom
çeşidinde, eğer göziçi basıncı çok yüksek seviyelerde değilse
hastalık hiçbir belirgin belirti vermeden sinsi olarak seyreder.
Bu nedenle hastalığın teşhis edilmesi, ilerlemiş dönemlerinde
yapılır.
Glokom,
çoğunlukla başka bir nedenle, sıklıkla da sıradan bir gözlük
muayenesi veya basit nedenlerle doktora başvuran hastalarda
yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle
göz muayenesi sırasında göz tansiyonunun ölçülmesi ihmal
edilmemelidir.
Ayrıca, bir
kısım hastada akut glokom krizi denilen ve göziçi basıncının ani
olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle ortaya çıkan, şiddetli
göz ağrısı, başağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı, kusma
gibi gürültülü bir tabloyla kendini gösterir. Bu durumda teşhis
çok kolaydır ve acil tedavi gerekir.
Glokom
teşhisinde klasik olarak birlikte aradıkları üç bulgu
gereklidir. Bunlardan birincisi, göziçi basıncının yüksek
olmasıdır. Normalde göziçi basıncı 10-20 mm. civa basıncı
düzeyindedir. Göz içi basıncının 20 mm civa basıncının üzerinde
bulunması çoğunlukla glokom lehindedir, ancak sadece göziçi
basıncının yüksek bulunması,glokom teşhisi için yeterli
değildir. Çünkü göziçi basıncı 20 mm civanın üzerinde olduğu
halde normal olan gözler olduğu gibi, göziçi basıncı 20 mm
civanın altında olmasına rağmen glokomlu olan gözler de
mevcuttur. Glokom teşhisi için ikinci olarak aranılan bulgu,
gözdibi muayenesinde görülen göz siniri tahribatıdır. Üçüncü
bulgu da, görme alanı muayenesinde, görme sinirindeki tahribatı
gösteren görme alanı bozulmalarıdır. Glokomlu hastalar, göziçi
basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu
birlikte değerlendirilerek izlenirler ve yine bu bulgulara
bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir.
Glokom, sinsi
bir hastalıktır. Çoğunlukla ileri dönemlere kadar hiçbir belirti
vermez ve doktor muayenesi olmadıkça ortaya çıkarılması güç bir
hastalıktır. Glokom yavaş seyreden, fakat sürekli ilerleyen ve
giderek göz siniri tahribatına yani görme kaybına yolaçan
karakteristik bir belirtisi bir belirtisi olmayan kronik bir göz
hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde kesinlikle görmenin tümüyle
kaybına neden olan bir hastalık olduğundan, teşhis edildiğinde
hastalığın niteliği ve ciddiyeti, doktor tarafından hastaya ve
hasta yakınlarına tüm açıklığıyla anlatılmalıdır. Çünkü hasta,
hastalığın ciddiyetinin tam bilincinde olmadığında çoğunlukla
tedaviyi sürdürmemekte, bu da görme kaybıyla sonuçlanmaktadır.
Glokom
başlıca açık açılı ve kapalı açılı glokom olmak üzere iki tipte
görülebilir.
AÇIK açılı
glokom: Glokomların %85-90'ı bu tiptedir. Açık açılı glokomlu
hastalarda hastalık belirgin bir belirti vermeden sinsi seyrini
sürdürür ve hasta, hastalığının farkında olmaz. Ancak son döneme
yaklaştıkça görmesinin bozulduğunu ve azaldığını farkeder ve
doktora başvurur. Fakat bu durumdaki bir hastada, göz siniri
büyük oranda tahrip olmuş ve görme alanı çok daralmıştır.
Yapılacak tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur.
Kaybolan görme geri çevrilmez. Glokom görülme sıklığı özellikle
40 yaşından sonra artış gösterir. Tüm glokomların %90'ı 40 yaşın
üzerinde kişilerde görülmektedir. Bu nedenle, 40 yaş üzerindeki
kişilerde göz muayenesi sırasında, göziçi basıncının ölçülmesi
göz glokomlu olanlar, kendilerinde glokom olma olasılığının daha
yüksek olduğunu bilerek 40 yaşından sonra hiç olmazsa yılda bir
kez göz muayenesi olup göz tansiyonlarını ölçtürmelidirler.
KAPALI açılı
glokom: Glokomlu hastaların %5-10 kadarını oluşturur. Bu tip
glokom yukarıda anlatılan ve çoğunluğu oluşturan sessiz gidişli,
belirti vermeyen, sinsi glokom tipinin tam tersine çok gürültülü
bir tabloyla ortaya çıkar. Açı kapanması glokomu veya akut
glokom krizi olarak isimlendirilen bu tabloda, birden gözde
şiddetli ağrı, kızarıklık, görmenin bulanıklaşması ve azalması,
ışığa hassasiyet, bulantı, kusma belirtileri ortaya çıkar. Bu
tabloyla hastanın göz tansiyonu genellikle 40-50 mm veya daha
yüksek civa basıncı gibi çok yüksek düzeylerde bulunur. Bu
yüksek göz tansiyonunun acilen ilaç tedavisiyle düşürülüp
hastanın ameliyata alınması ve probleminin halledilmesi gerekir.
Aksi halde, hasta doktora başvurmakta gecikirse bu yüksek göz
tansiyonu ile birkaç gün içinde tam görme kaybı oluşur. Bu
belirtilerin görüldüğü hastanın ağrı kesicilerle ağrıyı
azaltmaya çalışmadan, bir an önce doktora başvurması gerekir.
En çok
görülen bu iki glokom tipinden başka bir de sekonder glokom adı
verilen bir glokom türü mevcuttur. Sekonder glokomda, gözde göz
içi basıncının yükselmesine neden olan bir hastalık vardır. Bu,
değişik nedenlerle oluşan göz içi kanamaları, göz içi
iltihapları, şeker hastalığı, göze gelen darbeler (travma),
ileri dönemdeki katarakt gibi çok değişik sebeplerle olabilir.
Glokom teşhis
edildikten sonra tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Ancak,
zamanında teşhis edilmeyip hastalık göz sinirinde tahribat yapar
ve görme derecesini düşürdükten sonra teşhis edilirse, yapılan
tedavi ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kayıpların
geriye getiremez. Bu nedenle hastalar, görme kayıpları
oluşmadan, göz siniri tahrip olmadan erken dönemde yakalanırsa
görme kaybına engel olunarak kolayca tedavi edilir.
Daha çok
drenaj açısı dar veya kapanmaya meyilli göz yapılı kişilerde
gözlenir. Trabekuler drenaj normaldir. Gözbebeği genişleyip
irisin drenaj açısının üstünü örtüp tıkaması hümör aközün göz
içinde sıkışmasına sebep olur. Göz içi basıncı 50mmHg nin üstüne
çıkar. Böylece kornea ödemledir, görme bozulur ve renkli
halkalar görülür. Bu seviyelerdeki göz içi basıncı gözbebeğini
felç eder. Göz aşırı duyarlı ve ağrılı olur. Göz ağrısı kusmaya
neden olabilecek kadar şiddetlidir. Bu durum glokom krizidir.
Kriz nadiren kendi kendine çözülebilse de çoğunlukla tibbi
müdahale gerektirir. Bu durum gizli, subakut, akut şekillerde
karsımıza çıkabilir. Atak geççikten veya tedavi edildikten sonra
kronik hal alabilir, hatta kontrolsüz kalınırsa göz tümüyle de
kaybedilebilir.
Genellikle
drenaj açısı dar kişiler. Gözde agri gözün sertleşmesiyle
birlikteyse hemen doktora başvurulmalıdır. Kişinin kendi göz
tansiyonunu parmağıyla kontrolü mümkündür
Glokom
krizinde Diazomid ve Mannitolile.
Glokom krizi
ortalama 60 yaslarında, kadınlarda 4 kez daha fazla, ve anatomik
özelliği nedeniyle aile öykülülerde daha fazla gözlenir. Bunun
yanında diyabet, göz damar tıkanıklıkları, üveit, komplikasyonlu
katarakt , ve çok çeşitli durumlar ikincil olarak açi kapanması
glokomuna sebep olurlar. Bazen de açık açılı glokomla açı
kapanması glokomu birlikte seyrederler.
Göz içi
basıncı 22 mmHg ve üstü olup görme sinir liflerinde herhangi bir
glokom hasarı saptanmamış ise bu durum glokom olarak kabul
edilmez. Oküler hipertansiyon olarak adlandırılan bu durumda
tedaviye gerek duyulmaz. Göz içi basıncı yüksek seyrettikçe
uygun aralarla görme alanı tetkikleri yapılır.
Drenaj açısı
anatomik olarak açıksa ve trabeküler agin önünde bir engel yoksa
açık açılı, eger bu açı iris ya da baska dokularca kapanmışsa
kapalı açılı glokomdan bahsedilir. Gelişimsel tipte açı
elemanlarının anatomik bozuklukları ön plana çıkar.
1/10 000
doğumda görülür. Glokomlu bebeklerde göz içi basıncı yükselince
kornea saydamlığını yitirip buğulanır, göz yaşarmaya baslar.
Anne babanin ilk ilgisini çeken bulgular bunlardır. 3 yasından
önce göz içi basıncı artmış ve bu durum fark edilmemişse göz
büyümeye baslar. Bu durum tek taraflıysa rahatça tanınır, çift
taraflıysa tanı gecikebilir.
Yüksek
basınçlı, normal basınçlı ve ikincil tipleri vardır.
En sik
görülen tipi yüksek göz içi basınçlı olanıdır. Yaklaşık 1/100
oranında görülür ve hastaların yarısından çoğu durumunun
farkında değildir. Tedavisiz kalırsa yıllar içinde sinsi bir
şekilde kör edici özellik taşır.
Trabekuler
agin kanallarının ‘kireçlenmesi’ üzerine hümör aköz gözü terk
etmekte zorlanmaya baslar ve böylece göz içindeki basınç artmaya
baslar. Artan bu basinç retinanın sinir liflerini mekanik
etkiyle tahrip etmeye baslar. Sinir lifi tahribatı en iyi görme
alanı incelemeleriyle takip edilir. Bu tahribatlar belli bir
seviyeye ulaştığında görme siniri kafasında çökmeye sebep
olurlar. Çökme miktarı ile hasar doğru orantılıdır. Tedavi
edilmemiş kontrolsüz glokom tüm optik sinir kafasının çökmesine
neden olarak görmeyi sona erdirir. Ailede glokom,miyopluk,
diyabet ve hipertansiyon bu tip glokoma risk faktörü olarak
anılırlar.
Normal göz
içi basınçlı açık açılı glokomda tüm diğer glokomların aksine
göz içi basıncı evrensel normal değer olarak kabul edilen
sınırlar içindedir, göz içi basıncı 22 mmHg yi asmaz. Bu
gözlerin optik sinir basının dolaşım yetmezliği nedeniyle
narinleşmesi normal sayılan göz içi basınçlarına dahi
dayanamamasına sebep olur. Göz içi basıncı normalken optik sinir
kafası çukurlaşır ve görme alanı efektleri oluşur. Migren ve
Reynaud fenomeni (soğukta parmakları çok üşüyüp moraranlar) gibi
vazospastik durumlar, antihipertansif tedavi kullanıp tansiyonu
gece çok düsen kisiler normal tansiyonlu glokom için risk
faktörü taşırlar. Asya ırkında bu tip glokom daha sik
gözlenir.Özellikle yaşlılıkta sıktır.
TEDAVİSİ
MÜMKÜN OLAN BİR HASTALIKTIR...
HİÇ BİR
HASTALIK YOKTUR Kİ ŞİFASI OLMASIN, ÖLÜM HARİCİNDE!!!
0326 413 01 77
0532 631 86 79
0555 347 62 53
0542 215 54 72
Sağlıklı Bir
Yaşam Dileklerimizle... |